Son Dakika :
dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

127 yaşında ama kimse inanmıyor

Gönderen: Fiber Haber on 2 Mart 2012 Cuma | 10:04



Nüfus cüzdanında 1885 doğumlu gözükmesine karşın Guinness Rekorlar Kitabı'na giremiyor
1885 doğumlu gözüken kadının 127 yaşında olduğuna kimse inanmıyor.

Juana Bautists de la Candelaria Rodriguez. Küba'nın Ceiba Hueca bölgesinde yaşayan bu kadın nüfus kayıtlarına göre 2 Şubat 1885 doğumlu yani 127 yaşında.

Juana, şu anda dünyanın en yaşlı kadını olan 115 yaşındaki Birleşik Amerikalı Besse Cooper'dan tam 12 yaş büyük. Ancak Kübalı Juana, yaşının 127 olduğu konusunda bir türlü yetkilileri ikna edemiyor. Öyle ki, yaşlı kadının Guinness Rekorlar Kitabı'na başvurusu bile olumsuz sonuçlandı.

Gerekçe ise uzmanların ve doktorların yaptıkları incelemelerde yaşlı kadının 127 yaşındaki bir kadının metabolizmasına sahip olmaması. Uzmanlar kadının daha genç olduğu yönünde fikir belirtiyorlar.

Juana Bautists de la Candelaria Rodriguez'in gösterdiği belgelerin ve fotoğrafların da 1950'li yıllara ait olması uzmanların görüşlerini doğrular nitelikte.

İkinci kurtarma paketine onay



Yunanistan için sert tedbirler içeren 130 milyar Euroluk ikinci kurtarma paketine Euro Bölgesi maliye bakanlarından onay geldi
Euro Bölgesi maliye bakanları Yunanistan için hazırlanan 130 milyar Euro ikinci kurtarma paketine prensipte onay verdi.

AB zirvesi öncesinde Brüksel'de toplanan bakanlar, kurtarma paketine nihai onay için parlamento ve bakanlar kurulunda kabul edilen kemer sıkma önlemlerinin bütünüyle uygulamaya girmesini ve 107 milyar Euro borç silme operasyonunun başarıyla sonuçlandırılmasını istedi.

Bu arada Yunanistan Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Evangelos Venizelos, bankaları "cazip" borç silme operasyonuna gönüllü katılmaya davet etti.

Çocuk tacizcileri hadım edilecek



Medvedev’in teklif ettiği yasa, 7 Şubat’ta Duma’dan 22 Şubat’ta da Federasyon Konseyi’nden geçmişti
Medvedev’in teklif ettiği yasa, 7 Şubat’ta Duma’dan 22 Şubat’ta da Federasyon Konseyi’nden geçmişti.

Çocuk tacizcileri için öngörülen “zorunlu tıbbi tedavi” tanımlamasının kimyasal yollarla hadım edilmesi ve ilaç tedavisini kapsadığı belirtiliyor. Zorunlu kimyasal hadım cezasının bir yıl hapis cezasının sonunda sağlık bakanlığı görevlilerinin gözetiminde yapılması öngörülüyor. Ceza 14 yaşından küçük çocuklara yönelik cinsel suçları kapsıyor.

Rusya Başsavcılık rakamlarına göre, yaklaşık on bin çocuğa karşı suç işlendi. Bunların yaklaşık bini tacizle ilgili.Parlamento alt kanadı Duma Sağlık Koruma Komite Üyesi Tatyana Yakovleva yaptığı basın açıklamasında, son 10 yılda Rusya’da çocuklara yönelik cinsel suçların 3-4 kat, 2005’le kıyaslandığında aradaki farkın 20 kat arttığını ve önlem için böyle bir karar alındığını söylemişti.

Rus uzmanlara göre kimyasal kastrasyonun uygulandığı ülkelerde suç oranları yüzde 50 düşüş gösteriyor ve uygulama uluslararası kanunları ihlal etmiyor.

Kimyasal hadım Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya, Danimarka, İsrail, Norveç, İsveç, Polonya ve ABD’nin bir kısım eyaletlerinde uygulanıyor.

Dünyaca ünlü şarkıcı hayatını kaybetti



Ünlü sanatçının vefatı, İtalyan müzik dünyası yasa boğdu
Luciano Pavarotti ve Andrea Bocelli tarafından seslendirilen versiyonunun yer aldığı albümler dünya çapında milyonlarca satan İtalyan şarkıcı Lucio Dalla hayatını kaybetti.

50 yıldan fazladır müzik dünyasının içinde olan 69 yaşındaki ünlü İtalyan şarkıcı, müzisyen ve besteci Lucio Dalla, yaşamını yitirdi. Çeşitli şehirlerde konserler vermek üzere gittiği İsviçre turnesinde kalp krizi geçirdiği belirtilen Dalla’nın sağlık durumunun gayet iyi olduğu ancak sabah saatlerinde aniden fenalaştığı açıklandı. Dalla, Pazar günü 69’uncu yaşını kutlayacaktı.

Özellikle eleştirel sözler içeren rock tarzı şarkılarıyla bilinen Lucio Dalla’nın en ünlü şarkısı 1986 yılında ilk kez seslendirdiği Caruso idi.

Dalla’nın opera sanatçısı Enrico Caruso’ya ithaf ettiği Caruso, Luciano Pavarotti ve Andrea Bocelli tarafından da seslendirilmiş, bu albümler dünya çapında milyonlarca satmıştı.

4 yaşında Klarnet öğrenmeye başlayan Lucio Dalla, Bologna’daki Reno Dixieland Band grubuna katılarak müzik yaşamına giriş yaptı. 1964 yılında Soul müzik tarzıyla ilk kez sahneye çıktı.

En son geleneksel San Remo Müzik Festivali’nde sahne alan Dalla’nın 1990 yılında piyasaya çıkan Cambio adlı albümü, İtalya’da 1 milyon 400 bin adet sattı.

ABD'deki camilerin sayısında artış



ABD'de yayımlanan bir rapora göre, ülkedeki camilerin sayısı 2000 yılından bu yana yüzde 74 oranında arttı
Ülkede 2000'de bin 206 olan cami sayısı, 2011 yılında 2 bin 106'ya yükseldi.
ABD'deki farklı dinlere mensup din araştırmacıları ve dini liderlerden oluşan bir grubun, "Faith Communities Today" adlı projesi çerçevesinde yürütülen, "American Mosque 2011 (Amerikan Camisi 2011)" başlıklı araştırmaya göre, ABD'de 2 bin 106 cami bulunuyor.
Bu rakam, 11 Eylül saldırılarının bir yıl öncesine, yani 2000 yılına göre yüzde 74'lük artışa tekabül ediyor. Rapora göre, 2000 yılında ülkedeki cami sayısı bin 206'ydı.
Rapora göre, ABD'de en çok cami, 257 camiyle New York'ta bulunuyor. Onu 246 camiyle California, 166 camiyle Teksas ve 118 camiyle Florida eyaletleri izliyor.
"Son 10 yılda ABD'deki camilerin ve camiye gidenlerin sayısı büyük bir artış göstermeye devam ediyor" ifadesinin kullanıldığı raporda, bunun nedenleri arasında, Somali, Irak, Batı Afrika gibi ülke ve bölgelerden yeni göçmenlerin ülkeye gelişi ve toplumun refah seviyesinin artması gibi unsurlar gösteriliyor.
Raporda, genç Müslümanlar arasında köktendinciliğin arttığına yönelik hiçbir işaretin olmadığı tespitine de yer verildi. Buna göre, imamların yüzde 87'si, "kendi deneyimlerine göre", genç Müslümanlar arasında "radikalizm ve aşırıcılığın" artmadığını düşündüklerini ifade ederken, kendileri için esas zorluğun, bu gençleri camiye çekmek olduğunu belirtti.
Raporun üzerinde çalıştığı bir diğer önemli alan ise Amerikan toplumunun İslam'a nasıl baktığı konusunda oldu. Buna göre, imamların sadece yüzde 25'i, "Amerikan toplumunun İslam'a düşman olduğu" yönünde görüş bildirirken, bu oranın 2000 yılında ise yüzde 54 olduğuna işaret edildi.
Rapor, imamların, Müslümanların Amerikan toplumuna dahil olmasını desteklediklerini de ortaya koydu. Raporda bu konuda görüşleri sorulan cami imamlarının yüzde 98'i Müslümanların Amerikan kurumlarına dahil olması, yüzde 91'i de Müslümanların siyasete girmesi gerektiği yönünde görüş bildirdi.

19 Fransız askeri yakalandı



Suriye güvenlik güçlerinin Türkiye-Suriye sınırında 19 Fransız askerini ele geçirdiği ileri sürüldü
Fransız gazeteci Thierry Meyssan'ın kendi sitesi Voltaire'deki haberde, Suriye'deki silahlı gruplara destek vermek için bu ülkeye giden 19 Fransız askerinin Türkiye sınırını geçtikten sonra Suriyeli güvenlik güçleri tarafından yakalandığı belirtildi.
Daha önce 12 Fransız askerinin yakalandığını açıklayan Voltaire sitesi, Fransa büyükelçisinin askerlerin bırakılması için Şam'da görüşmelerini sürdürdüğünü yazdı.
Bu askerlerin bırakılması için Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Umman'ın arabulucuk yaptıkları da belirtilen haberde, Şam yönetiminin ise askerlerin bırakılması için Paris'ten bir açıklama yapmasını ve askerlerinin yasa dışı yollardan Suriye'ye geçtikleri için yakalandığını dünyaya resmen duyurmasını istediği kaydedildi.

Yeni TL sembolü yabancı basında



Financial Times, Ankara’nın ekonomi ve diplomasideki özgüvenin artık Türk lirasını da kapsadığı yorumunu yaptı
Yeni Türk lirası sembolünün görkemli bir törenle açılması yabancı basında da yankılandı. Wall Street Journal, sembolün Türkiye'nin dünyanın başlıca ekonomilerinden biri olma iddiasını yansıttığını ileri sürerken, Financial Times, Ankara'nın ekonomi ve diplomasideki özgüvenin artık Türk lirasını da kapsadığını yazdı.

ABD'nin borsa ve iş çevrelerinin gazetesi Wall Street Journal, "On yıllarca güvenli liman ifadesi, Türk lirasıyla bağlantılı bir ifade değildi" diye yazarak, "lira markası"nın ancak son yıllarda ekonomik bir varlık olarak görülmeye başladığını belirtti.

Yeni semboldeki T figürünün bir geminin çapasına benzeten gazete, yeni sembolün lanse edilmesinin aynı zamanda Türkiye'nin dünyanın başlıca ekonomilerinden biri olma yönündeki iddialı hırsını yansıttığı yorumunu yaptı.

WSJ, herkesin yeni sembolü memnuniyetle karşılamadığını vurgulayarak, CHP'nin yeni sembolün Başbakanın adının baş harflerinden yapıldığını söyleyerek, bankaların hükümetten bağımsızlığı konusunda soru işaretlerini dile getirdiğini kaydetti.

Buna karşın Türk ekonomisi için hala risklerin devam ettiğini öne süren WSJ, 2011'deki büyümeye rağmen, liranın değer kaybettiği, Türkiye'nin yapısal dengesizliklerinin sürdüğü, hızlı yükselen petrol fiyatlarının enerji ithalatına çok bağımlı olan bir ekonomi için yeni bir tehlike oluşturduğunu kaydetti.
YENİ SEMBOL "ÖZGÜVEN" GÖSTERGESİ

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times ise, "Türkiye para birimi için yeni bir sembol seçti ve ülkenin başbakanı, vakit kaybetmeden bunu ülkesinin dünya sahnesinde yükselmesine bağladı" diye yazarak, Ankara'nın daha önce ender rastlanan bir biçimde hem ekonomi hem de diplomasideki özgüven duyduğunu ve bu özgüvenin Türk lirasını da kapsadığı yorumunu yaptı.

Gazete, bir anlamda yeni logonun Türkiye'nin yaptığı genel hamlesinin bir parçası olduğunu kaydederken, Türkiye'nin cari işlemler açığı gibi bazı alanlarda hala "kırılgan" gibi göründüğünü belirtti.

İnternetten tacize 359 yıl



İspanya'da, internet üzerinden 81 kızı taciz eden bir genç için toplam 359 yıl hapis talep edildi.
Madrid Savcılığı, "internette taciz" ile suçlanan 27 yaşındaki Jorge M.C. adlı genç hakkındaki iddianamesini tamamladı. 6 Mart'ta başlayacak davada toplamda 359 yıl hapis talebiyle yargılanacak gencin, çoğunluğu reşit olmayan 81 kızı internetteki sanal ortamda taciz ettiği, kızlardan cinsel içerikli fotoğraflarını göndermelerini istediği belirtildi.
Verilen bilgilerde, 2007 ve 2009 yılları arasında anlık mesajlaşma programında kimliğini gizleyerek kızlara ulaşan sanığın, kurbanlarının şifrelerini elde ederek, "Eğer bana çıplak fotoğraflarını göndermezsen şifreni değiştiririm" tehditlerinde bulunduğu bildirildi.
17 yaşındaki bir kızın suç duyurusu üzerine 2008 yılında harekete geçen polisin, yürüttüğü soruşturma sayesinde 27 yaşındaki gence ulaştığı ifade edildi.
Davanın ay sonuna kadar sonuçlanacağı tahmin ediliyor.

İran'a insansız uçak sattı!



ABD'de bir Avusturyalı ile sahibi olduğu şirket, İran'a insansız uçak ve askeri teknoloji ihracatı yapmaktan dava açıldı.
ABD'de federal büyük jüri, Avustralyalı David Levick hakkında yanlış bildirimde bulunarak İran'a askeri teknoloji ihracatı yaptığı gerekçesiyle dava açılmasına karar verdi.
ABD'nin Washington kentinde açıklanan kararda, David Levick ile sahibi bulunduğu ICM Components Inc. adlı şirketin, İran'a insansız hava araçları, torpil ve diğer askeri teknoloji aksamları ihraç ettiği iddia edildi.
'SUÇLAMAYI YENİ ÖĞRENDİM'
ABD mahkemesinin İran'a askeri teknoloji satmakla suçladığı David Levick, böyle bir suçlamayı dava açılma kararı verildikten sonra öğrendiğini söyledi. Levick, "Hakkımda dava açıldığını yeni öğrendim, ayrıntıları öğrenmeden bir açıklama yapmak istemiyorum" dedi.
İddia makamı, genellikle Avustralya'da yaşayan ve hala bu ülkede bulunduğu sanılan Levick'in Avustralya'daki şirketi aracılığıyla Mart 2007'den itibaren 2 yılı aşkın süre İran'a askeri teknolojide kullanılan aksamları ihraç ettiğini ileri sürüyor.
ABD'Lİ YETKİLİLERİ KANDIRDI
Dava dilekçesinde Levick ile şirketinin, İran'ı temsil eden bir şirketin uçak imalatında kullanılacak aksam siparişlerini, ABD'nin Florida eyaletindeki bir aracı şirket vasıtasıyla bu parçaların hangi amaçla kullanılacağını gizleyerek ABD'deki imalatçılardan temin ettiği ileri sürüldü.

Esad'ın askerleri zafer kazandı



Suriye ordusu direnişin kalbi Humus'ta muhalif askerlere karşı başarı sağladı
Humus kentindeki operasyonlarını sürdüren Suriye ordusu, muhaliflerin kalesi konumundaki Baba Amr semtinin kontrolünü tamamen ele geçirdi.

AFP'ye konuşan Suriyeli bir güvenlik yetkilisi, "Ordu, Baba Amr'da kontrolü sağladı. Son direniş de kırıldı" dedi.

Özgür Suriye Ordusu'nun komutanı Riyad El Esad ise AFP'ye yaptığı açıklamada, isyancıların Baba Amr'dan "taktik icabı" çekildiğini söyledi.

Albay El Esad, "Geride kalan sivilleri korumak için taktik gereği çekildik" diye konuştu.

AP'den Türkiye'ye çağrı



AP Dış İlişkiler Komitesi'nde Türkiye rapor taslağı 7'ye karşı 54 oyla kabul edilirken kabul edilen değişiklik önergeleriyle sivil anayasa çağrısı güçlendirildi
AP Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan Türkiye rapor taslağı ve 461 değişiklik önergesi, Dış İlişkiler Komitesi'nde oylandı.
Bazı aşırı sağ ve sol milletvekillerinin rapor taslağında yer almamasına rağmen 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını ve benzer maddeleri kabul ettirme girişimi sonuçsuz kaldı.
Oylamada kabul edilen değişiklik önergelerinde ise sivil anayasa çalışmalarına güçlü destek verilerek, "Yeni anayasanın Türkiye'deki her fert ve grubun haklarını tasdik etmesi, güçler ayrılığını güvence altına alması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına teminat getirmesi, ordu üzerinde tam sivil denetimi garanti altına alması ve Türk vatandaşlığı kavramında kapsayıcı olması" önemle vurgulandı.
Kabul edilen rapor taslağının anayasayla ilgili paragrafında, bütün siyasi partiler ve taraflara, "uzlaşmaya dayalı yeni anayasa müzakereleri sürecini yapıcı desteklemeleri ve yapıcı tutum benimsemeleri" çağrısı yapıldı.
ASKERİ HARCAMALARA YARGI DENETİMİ
Taslak raporda askeri harcamaların bütünüyle yargı denetimi altına alınması, Türk Silahlı Kuvvetleri ve jandarmanın sivil yargıya tabi olması vejandarmanın ombudsmanın görev alanına dahil edilmesi gerektiğine vurgu yapıldı
AP Türkiye taslağına eklenen yeni bir paragrafta, iktidar ve muhalefet arasındaki kavgasız ve yapıcı ilişkinin etkili reform sürecinin ön şartı olduğu vurgulanarak, bu kapsamda bazı TBMM üyelerini de etkileyen yargılamalar ve uzun tutukluluk sürelerinden ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında düzenlenen fezlekeden endişe duyulduğu ifade edildi.
Hrant Dink davasında çıkan son mahkeme kararından endişe duyulduğu kaydedilen rapor taslağında, AİHM'in 2010 yılında verdiği ilgili kararı da göz önünde tutularak cinayetin bütün detaylarıyla soruşturulması ve tüm sorumluların yargı önüne çıkarılması istendi.
Rapora eklenen değişiklik önergesiyle "Hrant Dink davasıyla Türkiye'de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının test edildiği" vurgulandı. Hükümete Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanununu gözden geçirmesi çağrısı yapılan rapor taslağında, Ergenekon ve Balyoz davaları paragrafına yapılan ekle "sanıklar aleyhine tutarsız deliller kullanıldığı iddialarından endişe duyulduğu" dile getirildi.
Rapor taslağında, AB'nin vize serbestisi tanımadığı tek aday ülkeninTürkiye olduğuna dikkati çekilerek, geri kabul anlaşmasının imzalanması halinde üye ülkelere vizelerin kalkması müzakerelerini yürütmesi için AB Komisyonu'na yetki vermeleri çağrısı yapıldı.
ARAP BAHARI İLHAM KAYNAĞI OLDU
Belgede Türkiye'nin bölgesel oyuncu olarak Ortadoğu, Batı Balkanlar,Güney Kafkasya, Afganistan ve Pakistan, Orta Asya ve Afrika Boynuzu'nda önemli rol oynadığı ve Arap Baharı'nda ilham kaynağı olduğu ifade edildi.
AP Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten, AP Dış İlişkiler Komitesi'ndeki oylamanın ardından yaptığı açıklamada, "Türkiye ve AB birbirine bağımlıdır. AB,hızla büyüyen Türkiye ekonomisinden kazanç elde etmektedir. Fakat Türkiye ve ABdış politika, enerji, güvenlik ve terörle mücadele alanlarında işbirliğini güçlendirerek birlikte karlı çıkabilir. Türkiye türbülanslı bir bölgede müspetrol oynayabildiğini ispatlamıştır" dedi.
Oomen-Ruijten, Türkiye'nin AB katılım müzakerelerinde yeni bir ivmeye ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

ABD öyle bir silah üretti ki



Amerikalı ve İngiliz bilim adamlarının yeni geliştirdiği silah herkesi korkutacak
Silahın adı "Elektromanyetik ray silahı". Bu silahta ne barut ne de bildiğiniz mermi kullanılıyor. Yaratılan elektromanyetik darbe, silahın özel mermisini fırlatıyor. Manyetik alan gücüyle fırlatılan özel mermi saatte 5600 km hızla hedefe gidiyor.
Mermi ağırlığı 10 kg ve menzili de 13 km. Bu silah Virgina'daki bir labratuarda Amerikan Deniz Kuvvetleri için üretildi. Mermisi o kadar güçlü ki bir gemiyi boydan boya delip öbür yandan çıkabiliyor.
Tahminen 2020'de tüm gemilerde olacak. Araştırması 7 yıl sürdü ve 240 milyon dolar harcandı. Silah çok yeni videosu da BAE tarafından 27 Şubatta yayınlandı.

Korkutan 'küresel ısınma' raporu



Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 'Çevre ve Şehir Dergisi'nde yayımlanan bu makale dünyanın geleceği için kara bir tablo çiziyor
220 bilim adamı tarafından 2 yılda tamamlanan "Aşırı Hava Koşulları Özel Raporu"na göre, 21. yüzyılda aşırı soğukların görülme sıklığında azalma, aşırı sıcaklıkların görülme sıklığında ise yüzde 99-100 olasılıkla bir artış yaşanacak.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının "Çevre ve Şehir Dergisi"nde yayımlanan makaleye göre, Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen ve dünyanın önde gelen iklim bilimcilerinin yer aldığı Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) "Aşırı Hava Koşulları Özel Raporu"nu hazırladı.

220 bilim adamı tarafından 2 yılda tamamlanan rapora göre, iklim değişikliğinin artan etkisiyle gerçekleşecek şiddetli yağmurlar, sert fırtınalar ve kuvvetli kuraklıklar, önümüzdeki yıllarda tüm dünyayı etkisi altına alacak. Rapora göre, yükselen deniz seviyesi, kıyı şeritlerinin hassasiyetini arttıracak ve oluşan "aşırı hava koşulları" ise bir çok yerel ekonomiyi zarara uğratıp milyonlarca insanın hayatını etkileyecek. Raporda özellikle coğrafi konumları gereği iklim değişikliğinden en çok etkilenecek gelişmekte olanülkelere uyarılar da yer alıyor.

TÜM İNSANLIK ETKİLENECEK

IPCC'nin eş başkanı Chris Field, raporu değerlendirirken, "Hava koşulları şimdiden değişmeye başladı ve gelecekte de değişmeye devam edecek. Son yıllarda yaşanan afetlerin şiddetinden zaten bunu anlayabiliyoruz. Eğer yeterli önlemler alınırsa afetlerin ekonomiye ve canlılara olan etkisi büyük ölçüde azalır. Afetlerde gereğinden fazla can ve ekonomik değer kaybediyoruz" ifadelerini kullandı. Field, iklim değişikliğinin halihazırda dünyanın birçok yerini sıcaklık dalgaları, kuraklık ve seller gibi sık ve şiddetli hava olayları ile etkilediğini belirtti.

SEL RİSKİ ARTACAK

Raporda verilen bilimsel modellere göre ise, yüzde 90 ve yüzde 100 gibi bir oran ile ısı dönemleri ve sıcaklık dalgaları karasal alanlarda daha uzun, sıkve yoğun bir biçimde gerçekleşecek. Yani, 20 yılda bir yaşanan rekor sıcaklıklar artık her yıl yaşanacak. Bunun, sıcaklık değişimlerine hassas olan yaşlılar veçocuklar için ciddi bir etkisi olacak. Raporda dikkat çeken diğer noktalar ise şöyle:

* Aşırı yoğunlaşma ve metrekareye düşen yağış miktarı 21. yüzyıldadünyanın her yerinde artacak. Özellikle yüksek enlemli ve tropik bölgelerde kışaylarında bu oranlar zirve noktalara ulaşacak. Yoğun yağış miktarları ve onabağlı fırtınalar da küresel ısınmanın etkisini arttıracak. Bir başka deyişle, 20 yılda bir gerçekleşen ani sağanaklar artık beş yıllık dönemlerde gerçekleşecek. Bu da dünyadaki sel riskini arttıracak.

* Dünyanın başka yerlerinde ise azalanyoğunlaşma ve artan su kaybı ile kuraklıklar şiddetini arttıracak. En hassas bölgeler ise Güney Avrupa ve Akdeniz bölgesi, Orta Avrupa, Kuzey Amerika, Orta Amerika ve Meksika, Kuzeydoğu Brezilya ve Güney Afrika olacak.

* Tropikal siklonların neden olduğu şiddetli yağışlar, sera gazı salınımlarının sebep olduğu ısınma nedeniyle artacak.

* Isı dalgalarındaki değişimler, buzulların erimesi ve kutuplarda bulunan donmuş kara parçalarındaki bozulma büyük olasılıkla yüksek dağlarda eğim değişikliklerine, büyük kütlelerin yer değiştirmesine ve buzul göllerinde taşkınlara neden olacak.

* 1979 ila 2004 yılları arasında geçen 25 yıllık süreçte doğal afetlerden ölümlerin yüzde 95'i gelişmekte olan ülkelerde yaşandı. Eğer daha sık ya da daha şiddetli felaketler yaşanırsa, dünyada yaşanılabilir olan bölgeler azalacak. Bu da beraberinde göçlerde bir artışı getirecek. Mercan adalar gibi sular altında kalma tehlikesi olan yerlerde pek çok kişinin göç etmek zorunda kalması olasılığı var.

Suriye, BM'den Kofi Annan'ı sordu



Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Cihad Makdissi, yaptığı açıklamada, göreve atandıktan sonra Kofi Annan'ın Muallim ile görüştüğünü ve Suriye tarafının bu görevin hedefinin belirtilmesi konusunda BM'den açıklayıcı bir mektup talep ettiğini belirtti.

Makdissi, insani yardım konusunda da, "Ülkemiz, amaç Suriye'ye yardım etmekse hiçbir insani yardıma karşı değil, ama amaç krizi siyasileştirmekse buna karşı çıkarız. Devlet, sorumluluklarını yerine getirir. Suriye, kendi onayı ya da güvendiği insani kuruluşlar aracılığıyla olması şartıyla her türlü insani çabayı memnuniyetle karşılar" diye konuştu.

Yakın zamanda New York'a gelmesi beklenen Annan'ın daha sonra Kahire'ye giderek Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil el Arabi ile görüşmesi ardından da bölge ülkelerini ziyaret etme niyetinde olduğu BM tarafından açıklanmıştı.

-Kanlı kaçış operasyonu-

Bu arada, Humus'taki yaralı yabancı gazetecileri Lübnan'a kaçırmak için muhaliflerin düzenlediği operasyonda, ordunun konvoyu pusuya düşürmesi sonucu en az 13 Suriyeli muhalifin öldüğü bildirildi.

Suriye'deki muhalif yapılanmada önemli rol oynayan ''Avaaz'' adlı bir sivil toplum kuruluşunun yöneticisinin açıklamasına göre, İngiliz gazeteci Paul Conroy'un Lübnan'a kaçırıldığı operasyonda, aralarında Suriyeli yaralıların da bulunduğu konvoya saldırı düzenlendi.

Saldırı üzerine ikiye bölünen konvoydan geride kalan ve Fransız gazeteciler Edith Bouvier ile William Daniels ve İspanyol Javier Espinoza'nın da aralarında bulunduğu grup yolunu değiştirmek zorunda kaldı ve kaçamadı.

Daha önce Lübnan'a kaçmayı başardığı söylenen yaralı Fransız gazeteci Edith Bouvier'nin hala Humus kentinde olduğu sanılıyor.

AA

Boris Traykovski kazası soruşturulacak



Makedonya medyasında yer alan haberlere göre, uçak kazasını incelemek üzere havacılık uzmanlarından oluşturulan heyetin hazırladığı rapor hükümet tarafından kabul edildi.

Raporda uçak kazası ile ilgili yapılan ilk araştırmada bazı delillerin göz ardı edildiğinin ve kazanın bir suikast sonucu gerçekleşmiş olabileceğinin ileri sürüldüğü bildirildi.

Haberlere göre, raporu inceleyerek kabul eden bakanlar kurulu, uçak kazasının yeniden soruşturulması yönünde karar aldı. Bakanlar kurulunun söz konusu raporu cumhuriyet başsavcılığı ile Avrupa Parlamentosu üyesi Andreass Gross'a da göndereceği belirtildi.

Bosna Hersek'in Mostar kenti yakınında 26 Şubat 2004 tarihinde meydana gelen uçak kazasında Makedonya Cumhurbaşkanı Boris Traykovski ile 8 kişi hayatını kaybetmişti.
AA

Cem Özdemir'in bölgesi belli oldu



Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir'in, cumhurbaşkanını seçecek olan ve Bundesversammlung adı verilen kurula Berlin eyaleti değil, Baden-Württemberg eyaleti adına katılacağı bildirildi.

Yeşiller Partisi Berlin Eyalet Meclisi Grubu Başkanı Ramona Pop, Berlin eyaleti adına Bundesversammlung'a göndermek istedikleri Özdemir'i, Baden-Württemberg eyaletinin de bu kurula gönderme kararı aldığını belirterek, Özdemir'in, Berlin eyaletinin kararından büyük mutluluk duyduğunu, ancak memleketi olması sebebiyle Baden-Württemberg adına Bundesversammlung'a katılma kararı aldığını söyledi.

Özdemir'in sözcüsü Jens Althoff da Baden-Württemberg eyaletinin aldığı karar sonrasında Özdemir'in bu kararı Berlin eyaletine bildirdiğini ancak adının listeden silinmesi mümkün olmadığı için Berlin eyaletinin kararını reddetmek zorunda kaldığını ifade etti.

AA

ABD savaş uçakları Pakistan yollarında



Pakistan medyasının güvenlik kaynaklarına dayanarak yayımladığı habere göre, ABD savaş uçakları Kuzey Veziristan'ın Loda Mandi bölgesinde Pakistan sınırını beş dakika süreyle ihlal ettiği belirtildi.

Olaya ilişkin hükümet henüz bir açıklama yapmadı.

Pakistan ile ABD arasındaki ilişkiler kasım ayında NATO helikopterlerinin Pakistan hava sahasını aşarak bir karakolu vurmasının ardından gerginliğini koruyor.

Saldırıda 24 Pakistan askeri hayatını kaybetmişti.

AA

İspanya'da öğrenciler sokaklara döküldü



Gösterilerin en olaylısı Barcelona kentinde olurken, sayıları 50 bini bulan gençler, şehir merkezini adeta bloke etti. Göstericilerin, yürüyüş güzergahlarındaki çöp bidonlarını ve bir arabayı yakma girişiminden dolayı çıkan olaylarda en az iki kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Barcelona'daki borsa binasına ve bazı banka şubelerine yumurta, taş, şişe ve boya atan üniversite öğrencileri, bazı yerlerde camların kırılmasına neden oldu.

''Bu soygunu biz ödemeyeceğiz'' ve ''Kamu üniversitelerini kurtaralım'' yazılı pankartlarla yürüyen gençler ile polis arasında çıkan olaylardan dolayı şehir trafiği durdurulurken, yaklaşık 60 bin kişinin ziyaret ettiği Mobil Dünya Kongresi'ndeki işadamları da uzunca bir süre fuar alanında mahsur kaldı, güvenlik sebebiyle çıkmalarına izin verilmedi.

Ekonomik krizden dolayı Katalonya özerk bölgesinde öğrenci harçlarına yüzde 7,6 oranında artış yapılmış, eğitim sektöründe çalışanların maaşlarında yüzde 3 kesinti yapılmış ve ayrıca çalışma saatleri de haftalık 35'den 37,5 saate çıkarılmıştı. Katalonya'daki üniversite çalışanları ve öğrenciler geçtiğimiz 17 Kasım'dan sonra bugün ikinci kez greve gittiler.

Öte yandan üniversite öğrencilerinin gösterileri Madrid, Valencia, Sevilla kentlerinde ve Galisya bölgesinde de geniş katılımla yapıldı.
AA

KKTC doğalgazda Türkiye'yi adres gösterdi



Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) anamuhalefet lideri Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu, Rum kesiminde çıkan doğalgazın Avrupa ülkelerine pazarlanmak durumunda olduğunu belirterek, ''Doğalgaz, AB ülkelerine pazarlanacaktır. Kıbrıs sorununda çözüm olması halinde, doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa Birliği'ne dağıtılması söz konusu olacaktır. Çözümün bu anlamda da Türkiye'ye sağlayacağı avantaj vardır'' dedi.

İzmir Ticaret Odasının davetiyle meclis toplantısına katılan Yorgancıoğlu, Kıbrıs sorununun çözümünde Türk ve Rum taraflarının eşit siyasi ve sosyal haklarını talep ettiklerini belirterek, eski Cumhurbaşkanı Talat döneminde gerçekleşen proaktif siyasetle sorunun çözümünde yaklaşılan ortama karşın ''KKTC ve Türkiye'nin öncelikli iç meseleleri nedeniyle'' son dönemde gündemden düştüğünü savundu.

Kendilerinin çözüme yönelik çalışmaların aktif şekilde devam etmesi için çaba gösterdiklerini dile getiren Yorgancıoğlu, şunları söyledi:

''Kıbrıslı Türkler 2004 yılı öncesine kadar çözümü istemeyen taraf olarak bilinirdi. Görüşmelerde gelinen noktada yeniden, 'Kıbrıslı Türkler çözüm istemiyor' koltuğuna oturtulma tehlikesiyle karşı karşıyayız. Sayın Eroğlu'nun, Sayın Talat'ın görüşmelerdeki proaktif siyasetini, pozisyonunu takınması gerekir. Türkiye'de de hükümet, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nu, sorunun çözümüne yönelik cesaretlendirmelidir.''

Kıbrıs'ta iki kesimin siyasi ve sosyal haklarının eşitliğinin ve egemenliğinin sağlandığı yapının oluşturulması gerektiğini, bu kapsamda Kıbrıs sorunu çözülmeden Türk askerinin adadan çekilmesini de doğru bulmadıklarını dile getiren Yorgancıoğlu, Kıbrıs ve Türkiye'deki artan milliyetçiliğin ise sorunun çözümünde olumsuz etki yarattığını ifade etti.

Yorgancıoğlu, şöyle devam etti:

''Karşısındakini düşman gören, hep suçu bir başkasında arayan, başkasının yaşam hakkı olmadığını düşünen kalıplardaki milliyetçiliği olumsuz buluyoruz. Üzülerek söylüyorum, maalesef Kıbrıs da Türkiye de bazen bunun esiri olmaktadır. Diyelim ki çözüm momenti yakalandı, burada herhangi bir parti, 'Kıbrıs Türkleri satılıyor, Kıbrıs satılıyor' dediğinde, bu ülkeyi yöneten hükümet, buna rağmen Kıbrıs'ta bir anlaşmanın olması için oradaki lideri cesaretlendirir mi? Bana göre çok az lider bunu yapar. Milliyetçi duyguların yükselmesi, oradaki koşulları tam olarak bilmeden, sorunun bir satılma gibi takdim edildiği halde ona itibar edip kendi pozisyonundan vazgeçmesidir. Varılacak çözümde Rumların sahip olduğu haklar kadar Türklerin de sahip olması koşulunu arıyoruz. Siyasi eşitlik temelinde, egemen iki halklı federal yapıdan bahsediyoruz. Rumların hegemonyasına girmek ne aklımızdan geçer, ne de yaşadıklarımızı bize unutturur.''

-Rum kesimindeki doğalgaz konusu-

Yorgancıoğlu, toplantıya katılanların Rum kesiminde bulunan doğalgaz konusundaki sorusu üzerine de karşı çıkmalarına rağmen araştırma yapılan parselde Kıbrıs'a 200 yıl yetecek kapasitede doğalgaz bulunduğunu belirterek, konunun Kıbrıs sorununun çözümüyle beraber avantaja çevrilebileceğini iddia etti.

Yorgancıoğlu, şöyle konuştu:

''Bir parselde Kıbrıs'a 200 yıl yetecek kadar doğalgaz bulunmuştur. O dönemde Rum tarafındaki siyasilerle ilişkilerimiz vardı ve Kıbrıs sorunu çözülmeden böylesi bir araştırmaya girmenin çözümü zora sokacağını ifade etmiştik. Uluslararası tanınan bir ülke olması nedeniyle bütün dünya onlara sahip çıktı. Bu kaynağın araştırılmasında bile Kıbrıslı Türkler'in söz sahibi olması gerekir. Ama bir sonuç var. Bizim bugün yapmamız gereken bunu pozitife çevirmektir. Doğalgaz kaynaklarının çözümü finanse etmek için kullanılması gerekir. Rumlar da çözüm olduktan sonra bu kaynaklarda Kıbrıslı Türklerin de hakkının olduğunu söylüyor. Doğalgaz, AB ülkelerine pazarlanacaktır. Sıkıştırılarak tankerlerle Avrupa'ya taşınması, ya da boru hatlarıyla Avrupa'ya taşınması söz konusu. Kıbrıs sorununda çözüm olması halinde, doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa Birliği'ne dağıtılması söz konusu olacaktır. Çözümün bu anlamda da Türkiye'ye sağlayacağı avantaj vardır. Türkiye, burada hem kendi gaz ihtiyacını karşılama hem transit geçişten de ücret almak kaydıyla bir avantaj elde edecektir.''

İZTO Başkanı Ekrem Demirtaş da Kıbrıs sorunun 45. yılına girdiğini belirterek, sorunun Türk milletinin ortak sorunu olduğunu, çözüm için kendilerinin de her platformda çaba sarf ettiklerini kaydederek, barış umudunu koruduklarını vurguladı.

AA

Frankfurt havaalanında grev durdu



Havaalanı işletmesi Fraport tarafından yapılan açıklamada, ölçüsüz şekilde abartılı bulunan greve resmen yerel saat ile 15.00'da son verildiği belirtildi.

Alman hava yolu şirketi Lufthansa'nın bir sözcüsü, mahkeme kararının yolcular için iyi bir haber olduğunu ifade ederek, hava trafiğinin yarından itibaren normale dönmeye başlayacağını ve Cuma günü tüm seferlerin normal bir şekilde yapılmasını ümit ettiklerini söyledi.

Almanya'nın en büyük havaalanı olan Frankfurt'ta bugün yaklaşık 240 iniş ve kalkışın iptal edildiği bildirildi.

Hava Trafik Güvenliği Sendikasından (GdF) yapılan açıklamada, yeniden greve gitme hakkının olduğu, ancak mahkeme kararına karşı temyize gidilemeyeceği belirtildi.

Lufthansa, Ryanair ve Air Berlin şirketlerinin ise hemen yarın GdF'den, sebep olduğu zarar nedeniyle toplam 3,2 milyon avroluk tazminat talebinde bulunacağı kaydedildi.

AA

Olay Haberler

olayhaberler.com

Diğer Haberler

Spor

Copyright © 2012. Fiber Haber - All Rights Reserved. Blogger tarafından desteklenmektedir.
 
Copyright © 2012. Fiber Haber - Tüm Hakları Saklıdır
Powered by Blogger | Sitemap | Ping | Olay Haber | Spor