Son Dakika :
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Erkek gibi pazarlık yapabilir misiniz?

Gönderen: Fiber Haber on 1 Mart 2012 Perşembe | 08:29



Utangaç diye bildiğin erkeğinin telefonda biriyle pazarlık yaparken konuşmalarını duyduğunda hayretler içinde kalabilirsin. “Erkekler pazarlık yaparken genellikle o ruh haline bürünür, ‘Eğer benimle iş yapmak istiyorsan, bana yardımcı olacaksın’ gibi. Çoğu zaman bu tavır işe yarar” diyor Frohlinger.

Senin sıran Bir noktaya kadar sevimli kız rolüne bürün. Erkekler nasıl rekâbetçi tavırlarını ortaya koyarsa sen de cici kadın modunla istediğini elde edebilirsin. Bu anlayışlı kadın profili satıcıyı sakinleşme ve uzlaşma yoluna götürür. Fakat içgüdüsel empatini kullanman senin için bir avantaja dönüşebilir. Örneğin satıcıyla kabaca konuşan başka bir müşteriyi fark ettiysen, senin sıran geldiğinde olabildiğince nazik davranarak durumu kendi lehine çevirebilirsin. Fakat arkadaşça yaklaşımlarına rağmen satıcıyla ortak bir paydada buluşamayabilirsin. Bu yüzden ortam biraz kızışırsa rahatsız hissetme.

Biraz teknik bilgi edinmelisin

Erkeğinin zamanının çoğunu internet başında arabalara, elektronik cihazlara ve küçük araç, gereçlere bakarak geçiriyorsa o zaman büyük anlaşmalar bağlamasına şaşırmamalısın. Tüm piyasadaki fiyatlardan haberi olduğu için bir satıcının onu kazıklaması söz konusu olamaz.

Senin sıran Final sınavından önce nasıl çalışıyorsan öyle çalışmalısın. Tabii bu iş sana biraz sıkıcı gelebilir fakat verdiğimiz bu ödevi yapman piyasada neyin para ettiğini neyin etmediğini öğrenmeni sağlayacak. “Bazı otomobil satıcıları kadıların otomobil fiyatları konusunda cahil olduğunu düşünür” diyor beatthecarsalesman.com’un kurucusu Michael Royce. Bu yüzden bu tür önyargılı satıcılara iki kat fazla ders ver. Birkaç internet sitesinden otomobillerin önemli bilgilerini kontrol et (örneğin gerçek satış fiyatı, gerçek piyasa değeri gibi). Bu seni birinin aldatmasına mani olacak yeterli donanıma kavuşturacak.

Pazarlık yöntemini oyuna çevirmelisin

Belki avcı kökeninden belki de rekâbetçilik tutkusundan olsa gerek, erkeğin ne zaman büyük bir indirim yaptırsa gözleri tuttuğu takım Dünya Kupası’nı kazanmışçasına ışıldar. Peki neden? Çünkü bu kazandığı anlamına gelir.

Senin sıran Pazarlık yapmaya çalışarak biraz eğlen. Eğer pazarlık yapmayı dehşet verici bir durumdan ziyade bir rekâbet olarak görüyorsan başarana kadar denemeye devam edeceksin. Şunu da unutma: Kazanabilirsin! Eğer satıcı ödemeyi senin yapacağın durumlarda bile sana cevap vermek yerine erkek arkadaşınla konuşuyorsa başka bir çalışanla görüşmek istediğini söyle. “Kadınların kazıklanmasının bir nedeni de tek bir satıcıyla zaman geçirmeleri ve bir otomobili zorla satın almaları” diyor otomobil sitesi edmunds.com’da Editör Joanne Heplerin ve ekliyor: “Erkekler kendi seçimlerini yapmak ve eğer kendileri için en iyi olanı bulamazsa vazgeçmek konusunda kadınlardan daha profesyoneller. Sen de bunu yapmalısın.”

ASLA TAM FİYAT ÖDEMEMEN GEREKEN 5 ŞEY

Doğru zamanı bilmen gerek. İşte sana neyi ne zaman alacağınla ilgili sırlar.

Otomobil (Her ayın sonu)

Satıcılar her ay belli bir miktar araç sayısına sahiptir. Ay sonuna kadar belli bir satış kotası tutturmaları gerekir. Bu da senin için iyi bir pazarlık alanı yaratır.

Temel cihazlar (Eylül ve Ekim)

Yeni modeller sonbahar başlarında geldiğinden, bu dönemde geçen yılın modellerini uygun fiyata bulabilirsin. Örneğin kışın başlarında bir klima ya da bir mangal almak seni yaz başındaki yüksek fiyatlardan kurtaracak.

TV (Aralık ve Ocak)

Büyük tatillerden önce fiyatlar her zaman indirime girer ki bu tarihler arasında en sevdiğin programlar başlamış olacak.

Mücevher (Tatiller haricinde her zaman)

Çoğu mücevher satıcısı yıllık kazancının üçte birini hatta yüzde 100’ünü yılbaşının da içinde bulunduğu kış tatillerinde kazanıyor. Ne zaman ki bu dönem atlatılıyor, fiyatlar da birden bire düşüşe geçiyor.

Bisiklet (Ocak)

Yılbaşı tatilinin ardından mağazalara koşman gerek. Fakat Şubat, Mart gibi yeni modellerin gelmiş olacağını unutma. Eğer yakınlarında full servis bir bisiklet mağazası varsa geçen yıldan kalan modelleri de sorup bilgi alabilirsin.

KESK'li kadınlar 8 Mart'ta iş bırakıyor



Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne az bir süre kala KCK soruşturması kapsamında Konfederasyona düzenlenen operasyonlarla 15 kadın üye ve yöneticinin gözaltına alınması ilk somut adımı atacağını açıkladı. KESK Kadın Birimi tarafından KESK Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısıyla KESK’in 8 Mart sürecine ilişkin uygulamaya geçireceği program açıklandı. KESK Kadın Birimi’nden Bergüzar Sazak toplantıda yaptığı açıklamada, “Biz kamu emekçisi kadınlar, kamu hizmetlerinin özelleştirildiği, esnek-kuralsız, güvencesiz, performansa dayalı çalışmanın yaygınlaştığı, iş yükümüzün her geçen gün arttığı bir ortamda, torba yasa, SSGSS ve KHK’lar ile düşük ücretle çalışmaya zorlanmakta ve işsizliğe mahkûm edilmek istenmekteyiz. Kadın olduğumuz için çalıştığımız işyerlerinde bir taraftan yükselme ve terfilerde ayrımcılığa maruz kalırken diğer taraftan tacize, şiddete ve mobbinge uğramaktayız. Bütün bunların yanında, sosyal devletin sorumluluğu olan ve toplumsallaşması gereken ev işleri, çocuk, yaşlı ve hasta bakımı vb. sadece kadınların yapması gereken işler haline gelmiş durumdadır. AKP Hükümetinin bir yanı ile piyasacı diğer yanı ile muhafazakâr politikaları biz kadınları toplumsal yaşamdan dışlayarak eve hapsetmeyi hedeflemektedir” dedi.

KADIN CİNAYETLERİ YÜZDE BİN 400 ARTTI

Kadın cinayetlerinin son beş yılda yüzde bin 400 arttığını ifade eden Sazak, bu cinayetlerin faillerinin yargı eli ile tahrik adı altında indirimlerle serbest bırakmasının kadınları öldürenleri cesaretlendirdiğini söyledi.

Hükümetin ürettiği tüm politikalar ve buna bağlı olarak çıkarılan yasaların tamamının fikri alt yapısını “kadın erkek eşit değildir ve kadının asıl yeri aile içidir, evidir” anlayışının oluşturduğunu savunan Sazak, “Son olarak Kadın adının bakanlıktan kaldırılarak yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kurulması aynı yaklaşımın sonucudur” dedi.

8 MART RESMİ TATİL OLSUN

Bugün Rusya, Çin, Uganda, Zambiya, Moldovya ve Tacikistan’ın da aralarında bulunduğu 21 ülkede 8 Mart’ın resmi tatil olduğunu söyleyen Sazak, Türkiye’de de 8 Mart’ın resmi tatil yapılmasını istedi.

Bu amaçla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin izleyecekleri programı da açıklayan Sazak, 29 Şubat Çarşamba günü tüm illerde “8 Mart Resmi Tatil İlan Edilsin" talebiyle basın açıklamaları yapacaklarını duyurdu.

2 Mart Cuma günü ise “kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri ve tutuklamalara” karşı tepkilerini göstermek için meşaleli yürüyüşler ve kitlesel basın açıklamaları yapacaklarını söyleyen Sazak şunları kaydetti:

“-6 Mart Salı günü, cezaevlerindeki KESK'li kadın tutuklularla dayanışma, baskı ve tutuklamaların son bulması için, cezaevleri önünde basın açıklamaları yapılacak, üzerlerinde dayanışma ve özgürlük mesajlarımızın yazılı olduğu balonlar uçurulacak.

-8 Mart Perşembe günü, resmi tatil talebimizi de fiilen hayata geçirmek için hizmet üretmeyerek sokaklara, alanlara çıkacağız. Kadınların Birlik Mücadele Ve Dayanışma Günü 8 Mart’ı anlamına uygun coşku ve kitlesellikle kutlayacağız.

-10 Mart Cumartesi günü, KESK Kadın Sekreterliği, bağlı sendikalarımızın kadın sekreterleri, kadın birimi ve İzmir şubelerimizden kadın üyelerimiz ile birlikte, dayanışma amacıyla direnişteki Billur Tuz işçilerini ziyaret edeceğiz.”

ANKA

Ailelere internet eğitimi vereceğiz



Araştırmayı değerlendiren Bakan Fatma Şahin, internet kullanımıyla ilgili ailelere eğitim verilmesi gerektiğini belirterek, "Bütün genel müdürlüklerimiz bu konu üzerinde bire bir çalışıyor. Daha geniş katılımlı bir çalıştay yapmayı planlıyoruz." dedi.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yapılan araştırma, Bakan Fatma Şahin'in yüzünü güldürdü. Şahin, Aile Yapısı Araştırması sonucuna göre ailenin hâlâ toplumun en güçlü dayanak noktası olmaya devam ettiğini söyledi. Bakan Şahin'i sevindiren bir başka husus, 18 yaş altı çocuk gelin sayısının yüzde 9'lara inmesi. Bununla birlikte dikkat çeken bir olumsuzluk mevcut. Artık internet bağımlılığı da boşanma sebepleri arasında belirgin bir veri olarak yer almaya başladı. Şahin, bakanlığının 2012 çalışmalarında bu konunun ön sıralarda olacağını ifade etti.

25 bin kişi üzerinde yapılan Aile Yapısı Araştırması'ndan çarpıcı sonuçlar çıktı. Bakan Fatma Şahin, ayrıntıları henüz açıklanmayan araştırmanın bazı verilerini paylaştı. Herkesin kafasında, 'eyvah, ailelerimize ne oluyor?' düşüncesi bulunduğuna dikkat çeken Şahin, "Ancak araştırmada gördüğümüz çok net bir şey var ki en güçlü tarafımız yine aile, aile değerlerimiz." dedi. Avrupa'daki boşanma oranları binde 25'lerdeyken, Türkiye'de bu oranın binde 16 olduğunu söyleyen Şahin, "Bu konuda son 10 yıla baktığımızda binde 2'lik bir artış var gibi gözüküyor ama beraberinde nüfus da artıyor." diye konuştu.

ÇOCUK GELİNLERİN ORANI AZALIYOR

Araştırmada sevindiren önemli bir sonuç da 18 yaş altındaki çocuk gelinlerin sayısındaki düşüş oldu. Son 10 yılda yüzde 20'lerde olan çocuk gelin oranının yüzde 9'a kadar indiğini kaydeden Fatma Şahin, bunda eğitim alanında atılan adımların önemli olduğunu vurguladı. Eğitimde kız-erkek eşitliğin sağlandığını belirterek, "Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkması, 18 yaş altı evliliklerde sigorta olacak." dedi. Araştırmaya göre ailede yeni sorun alanları ortaya çıktığını söyleyen Şahin, buna örnek olarak interneti gösterdi. İnternet bağımlılığının azaltılması, bu teknolojinin kullanımı noktasında ailelere iç eğitim verilmesi gerektiğini gördüklerini söyleyerek, "Bütün genel müdürlüklerimiz bu konu üzerinde bire bir çalışıyor. Daha geniş katılımlı bir çalıştay yapmayı planlamamıza aldık." şeklinde konuştu.

Şikâyet edenler de dizi izliyor

Dizilerden rahatsızsa sesini çıkartsın

Bakan Şahin, dizi ve televizyon programları ile ilgili şikâyetin çok fazla olmasına da değindi. Çok izlenen dizilerin, şikâyet alan yapımlar olduğuna dikkat çeken Şahin, toplumun şu mesajı verdiğini belirtti: "Ben rahatsızım ama medya okur-yazarlığı konusunda yeterince bilgi sahibi değilim. Bana yardımcı ol". "Bizim toplumu desteklememiz, farklı modellerde eğitmemiz gerekiyor." diyen bakan, bu konuda sivil toplum inisiyatifinin daha örgütlü olması gerektiğini vurguladı. Toplumda şikâyet mekanizmasının normalleştirilmesi gerektiğinin altını çizen Fatma Şahin, sözlerini şöyle bitirdi: "Şikâyet ediyor ama tuşa basıp telefon açmıyor. Şikâyetler yoğun şekilde geldiği zaman birçok örnekte gördük, sonuç alınıyor. Amerika'da bir etik kurul oluşmuş. Etik kurul, reklamların üzerinde... Mesela bir dizi, toplum zararına yayın yapıyorsa, o diziye reklam veren firmaya 'reklam vermeye devam edersen senin ürününü almayacağız' deyip filme reklam vermesini engelleyebiliyorlar. Aslında bizim toplumumuz da bunu yapabilecek olgunluğa gelmiş durumda. Toplumun böyle bir beklentisi varsa bunu görünür kılması, daha çok sesini çıkarması ve politika üretenlerin elini kolaylaştırması gerekiyor."

CİHAN

Kızı için okumayı öğrendi



8. sınıfa giden kızı Esra Nur Yüksel'in kitap okuma yarışmasına kendisinin okuma-yazma bilmemesi nedeniyle katılamamasına üzülen anne Emine Yüksel, önce okumayı öğrendi ve kızıyla yarışmaya katıldı.Öğrencilere örnek olmak ve ailecek kitap okumayı teşvik için düzenlenen kitap okuma yarışması sayesinde birçok öğrenci, velileriyle birlikte kitap okuyor. Bu yarışma, sadece öğrencileri teşvikle kalmamış, okuma-yazma bilmeyen velileri bile harekete geçirmiş. 8'inci sınıfı öğrencisi Esra Nur Yüksel'in annesi Emine Yüksel de bu velilerden biri. Önce okuma-yazma kursuna giden anne Yüksel, şimdilerde hal diliyle kızına örnek olmaya çalışıyor.

Geçtiğimiz yıl İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, öğrencileri teşvik için tüm il genelinde ilk ve ortaöğretim okullarında kitap okuma yarışması düzenledi. Okullardan seçilen öğrenciler yıl sonunda okudukları kitaplardan sınava tabi tutularak başarılı olanlara ödüller verildi. Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, bu yıl çalışmayı daha da genişleterek öğrencilerin yanı sıra velileri de yarışmaya dâhil etti. Yarışmaya ilkokul 5, 6, 7 ve 8'inci sınıf öğrencileriyle ortaöğretimden 9, 10, 11 ve 12'nci sınıf öğrencileri velileriyle katılabiliyor. Birçok öğrenci, bu yarışmaya katılmak için ailesiyle birlikte müracaat etmiş ancak Esra Nur, babasının işlerinin yoğunluğu, annesinin de okuma-yazma bilmemesi nedeniyle yarışmaya müracaat edememiş. Bu duruma kızının çok içerlediğini söyleyen anne Emine Yüksel, kızının durumunu içine sindirememiş ve önce okuma-yazmayı öğrenmeye, sonra da bu yarışmaya katılmaya karar vermiş. Kızıyla akşamları kitap okuma saatleri yaptıklarını ifade eden Yüksel, "Kızımın okuma şevkini kırmak istemedim. Benim bu azmim ona örnek olsun istedim. Şimdiye kadar 3 kitap bitirdik. İnşallah yarışmada da başarılı olurum ve kızımın derece almasına katkı sağlarım." diyor. Sınav için akşamları kızıyla birlikte okudukları kitabı birbirlerine anlattıklarını ve özetler çıkarttıklarını ifade eden anne Yüksel, yarışmayı düşündükçe çok heyecanlandığını söylüyor.

Ömer Faruk Adatepe de Bağcılar Mahmutbey İlköğretim Okulu'nda okuyan bir başka 8'inci sınıf öğrencisi ve yarışmaya babası Mustafa Adatepe ile katılmış. Aslında anne Yasemin Hanım, bu yarışmaya katılmayı daha çok istiyormuş ancak büyük oğlu Yusuf Burak'ın otistik hastası olması nedeniyle bu isteğini yerine getirememiş. Oğlunu teşvik için her yarışmaya katılmayı arzuladığını belirten baba Adatepe, "Ben de oğlum için buna katıldım. Akşam evde ailecek kitap okuyoruz. 3 ayda toplam 6 kitap okudum. Sene sonuna kadar daha çok kitap okumak istiyorum." diye konuştu. 15 Mayıs'ta sona erecek yarışma sonucunda öğrenci ve ebeveynler okudukları kitaptan sınava tabi tutulacak. Öğrenci ve velisinin aldığı puanlar toplanarak bir sıralama oluşturulacak ve dereceye girenler ödüllendirilecek.

Kitapla çay iyi gider

Bağcılar Mahmutbey İlköğretim Okulu yönetiminin geçen yıl uyguladığı projede, okul öğretmenleri öğrenci evlerini ziyaret ederek ailecek kitap okunmasını sağlamıştı. Okul, bu yıl 'Kitapla çay iyi gider' adlı bir proje üzerinde çalışıyor. Velileri haftanın belli günlerinde öğrencilerle birlikte okula davet ederek çaylı sohbetli okuma saati uygulanıyor. Okul Müdürü Bahattin Aytaş, yıl sonunda velileri okudukları kitaplardan sınav yaparak onları ödüllendireceklerini söylüyor. Aytaş, ayrıca okulda o gün doğum günü olan öğrencilere doğum günü hediyesi olarak kitap hediye ettiklerini aktarıyor.

ZAMAN

Boya ile saç rengini açmanın yolları



Öncelikle tüm boyama ile saç renginin açılması için saç analizinin yapılması gerekmektedir. Bu analiz ile boya rengi ve saçın uyumu tespit edilir. Ardından hazırlanan karışım ile boya sürme tekniğinizi orta-uç-dip olarak saçlara iyice yedirmelisiniz. Bu saç rengini açma tekniğinde en çok dikkat edeceğiniz husus ise bir bölgenin rengi açıldıktan sonra diğer bölgeye geçerek uygulama yapılması gerekmektedir. Uygulama yapıldıktan sonra saçın rengi ve derinin zarar görmemesi için sürekli kontrolünüz altında olması gerekmektedir.

Dip boyama ile saç renginin açılması tekniğinde ise yapılacak uygulama oldukça kolaydır. Karışı hazırlandıktan sonra saç diplerine sürülür ve dipler rengini aldıktan sonra bir tarak yardımı ile diplerinden uçlarına doğru taranarak tüm saçın aynı rengi alması sağlanır.

Parçalı boyama tekniği ile saç renginin açılması konusunda da tamamen sizin yaratıcılığınıza kalmış bir işlemdir. Bu işlemde saçın istediğiniz bölümlerine istediğiniz yoğunlukta karışım yani boya sürülerek beklemeniz gerekmektedir.

Mum ışıkları filan hepsi hikâye



Bir an bile, "Eşim beni biraz anlasaydı, gül gibi geçinir giderdik." dediyseniz; Maraşlı'nın yaşanmış evlilik öyküleri arasında kendinizi bulabilirsiniz.Hepimizin bildiği bir sözdür, "Sevgi emek ister". Yazar Sema Maraşlı şöyle tamamlıyor bu sözü: "Sevgi emek, sevgili muhabbet etmek ister. Muhabbete de hizmet gerek. Muhabbeti istiyorsan sevdiğine adım adım yaklaş, onun adımlarını saymadan ve beklemeden..."

Sema Maraşlı, eşler arası iletişimi naif bir üslupla anlatan beş kitabın yazarı, evlilik ve aile danışmanı aynı zamanda. Daha 19 yaşındayken evlenir. Üniversite okumadığı için pişmanlık duyar ve evliyken işletme eğitimi alır. Okulu bitirir bitirmesine ama öğretmen olma hayali ağır basınca Kur'an öğreticisi olma niyetiyle Diyanet'in sınavına girer. Başarılı olur, bir Kur'an kursunda öğretmenliğe başlar.

Hayat onun için hayli yoğundur o zamanlar. Allah iki kız, bir erkek evlat verir Maraşlı ailesine. Sema Hanım, çalışırken bir yandan evlatlarıyla ilgilenir, bir yandan da yazılar yazmaya başlar. Geceleri çocuklarına anlattığı masalları yazıp kitaplaştırmaya karar verir. Kırk masalı bir araya getiren "Bana Bir Masal Anlat" kitabı ortaya çıkar böylece. 2001 yılında basılan kitap; özgün, eğitici ve eğlenceli olduğu için çok ilgi görür. Masal kitabından sonra hikâyelerle ergenliği anlattığı "En Güzel Hikâye" kitabıyla, "Çocuk Edebiyatçıları ve Sanatçıları Birliği"nden ödül alır. Maraşlı, artık yazarlık hayatına adım atmıştır. Çocuklar, ergenler derken yetişkinlerle ilgili de araştırma yapmaya başlar.

Her şey yolunda gibi görünürken, evlilik hayatındaki sallantılar sarsıntıya dönüşür. O dönem bir evlilik kitabı yazmaya karar verir. Kadın-erkek ilişkileri üzerine ilk kitabı olan "Eşimin Eşi Yok" kitabını yazar ve 2003'te yayımlar. Kitap, kadınların duygu dünyasını, beklentilerinin anlattığı için ilgi görür. Kadınları anlamak isteyen erkekler için de rehber bir kitap olur. Aldığı tepkiler gayet güzeldir yazarın. Ta ki, bazı okurlardan eleştiriler gelene kadar...

Eleştirilerle beraber kendini ve yazdıklarını sorgulamaya başlar. Bu arada bir de özel bir üniversitede 'Davranış Bilimleri' bölümünü bitirir. Sonrasını kendisinden dinleyelim: "Evliliğim iyi gitmediği için eşimden boşandım. Hep onu suçladım. Kitabımda da etkileri vardı. Eleştirilmemin sebebi de şuydu: Biz kadınlar iyiyiz, masumuz, kibarız. Erkekler biraz bizi mutlu etseler, her şey güzel olacak diyordum. Mutsuzluğu tamamen onların davranışlarına bağlıyordum. Bu da uç noktalarda olmasa bile feministliğin bir adımıydı. Bakış açım, İslami hassasiyetleri olan bir kadının bakış açısıyla uyuşmuyordu."

Maraşlı, okurlarından pek çok şey öğrenerek bakış açısını değiştirmiş zamanla. Eski kitaplarını düzenleyip yeniden baskıya göndermiş. Yeni kitaplarını büyük bir özenle yazmış. Kitaplarında, Kur'an-ı Kerim ve sünnet ışığında eşler arası iletişimi anlatıyor. Kendisiyle, huzur dolu bir ev içinde, mutlu bir aile olabilmenin sırlarını konuştuk.

İlk kitabınızda sizi rahatsız eden neydi?

Kitabı yazdığım dönem, benim için çok zor bir dönemdi. Erkek düşmanı değildim ama bütün söylediklerimde bir parça feministlik vardı. İşin garibi, feminist olduğumu asla kabul etmiyordum. Hatta ikinci kitabımda sadece kadınları savunan düşüncelerim çok daha baskındı.

Bir mesajınız mı vardı okura?

Kitapta tamamen erkeklerin yapması gerekenleri anlatmıştım. Benim fikrime göre, kadınların yapacağı hiçbir şey yoktu işin aslında! Maalesef bu düşünce, toplumun genelinde mevcut. Erkekler, kaba saba davranınca aileler dağılıyor. Aileye göre değişir tabii ama bu bakış açısından sıyrılmak lazım.

Sizin bakış açınız nasıl değişti?

Davranış bilimleri eğitimi aldığım süreçte, 'Kadın Psikolojisi' dersini dikkatle dinledim. Biraz da okumalarımla, kadın ve erkeğin çok farklı yaratıldığını anladım. "Bu kadar farklı yaratıldıysak, neden birbirimizi aynılaştırmaya çalışıyoruz?" sorusu takıldı aklıma. Kadın duygusal, eşinin de duygusal olmasını istiyor. Erkek susuyor, konuyu kapatıyor; eşinin de susmasını bekliyor.

Bu, büyük bir yanlış mı?

Peygamber Efendimiz (sas), "Kadınlara benzeyen erkeklere ve erkeklere benzeyen kadınlara lanet olsun." buyuruyor. Kur'an'ın ayetlerini ve hadisleri araştırarak nerede hata yaptığımızı sorgulamaya başladım ben de. Geçmişteki bakış açımdaki yanlışları fark ettim. Herkes olduğu gibi kabul edilmeli.

Fikir ayrılıklarına saygı gösterilmeli yani...

Boşanmaların sebebi büyük ölçüde şu: Nefsimizi ön plana alıyoruz. 'Birey olma' diye tabir ediyoruz bunu da. "Ben önemliyim, eşim benim dediğimi yapmak zorunda." diyoruz. Hâlbuki bize her yolu gösteren bir dinimiz, bir kitabımız ve peygamberimiz var. Bunları esas almalıyız. Dinimiz, kadını da erkeği de doğruya yönlendiriyor.

Tek çare Kur'an ve sünneti hakem yapmak

Kadın, aile içi bir sorunu nasıl çözebilir?

Biz kadınlar dert anlatmayı seviyoruz. Erkekler bunu onur meselesi yapıyor. Güç odaklı oldukları için sadece kavga ettik, anlaşamadık diyorlar. Kadın çok şey anlattığı için haklı çıkıyor, erkek haksız konuma düşüyor. Haksız da olabilir ama yöntem, hataları ortaya dökmek olmamalı.

Sorunu tek başına çözemiyorsa...

Muhakkak bir hakem olmalı. İslam âlimleri ve aile danışmanları, iki kişinin de kabul ettiği tek hakem olabileceğini söylüyor. Adaletli davranacağı bilinen biri olabilir. İnsan, kendi hatasını göremiyor çünkü.

Kim olabilir mesela?

Aile büyüklerinden biri olabilir, bir psikolog ya da bir aile danışmanı olabilir. Önemli olan, şu ölçüyü kabul etmek: "Allah (cc) ne buyuruyor, Resulullah (sas) ne söylüyor?" sorusunun cevabı iyi bilinmeli. Hakem, buna göre tavsiyelerde bulunmalı.

Mutluluk reçetesine ihtiyacımız yok

ZAMAN

'Kadına Silah Verilsin' İddiası Tartışmaya Yol Açtı



 Sunuculuğunu Nagehan Alçı ile Latif Şimşek'in yaptığı Med Cezir programının bu akşamki bölümünde gergin anlar yaşandı.

Moderatör Latif Şimşek'in ;"Devlet, şiddete uğrayan kadınlara ücretsiz taşıma ruhsatlı silah versin" açıklaması canlı yayında tartışmaya yol açtı.

Hayal Gücünün Karşısında Şapka Çıkarıyorum

Şimşek'in Şiddete uğrayan kadınlara ücretsiz taşıma ruhsatlı silah versin açıklaması Alçı tarafından sert eleştirildi. Alçı,"Bu program gittikçe post modern program haline gelmeye başladı" diyerek sert bir şekilde cevap verdi.

Kadına şiddette korkutan tablo



Vakfın, Nisan 2010-Aralık 2011 tarihleri arasında 850 kadınla hazırladığı 'İzleme Raporu', Cezayir Restaurantta düzenlenen toplantıyla açıklandı.
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'nda gönüllü olarak çalışan Avukat Özlem Özkan, ''Kadına karşı şiddetle mücadele amacıyla imzalanan uluslararası sözleşmelerin, yasaların, Başbakanlık genelgesinin, üçlü protokolün varlığına karşın kadınlar yakınları olan erkekler tarafından şiddet görmeye hatta öldürülmeye devam etmektedir'' dedi.
Toplantıda konuşan Özkan, raporun, şiddete uğrayan kadınların, kolluk kuvvetleri, adalet ve sağlık görevlileri, sosyal hizmet kurumlarıyla birlikte devletten yeterli desteği alamadığını ortaya konduğunu kaydederek, ''Şiddet ortamına geri dönmek zorunda kalan kadınlar, öldürülme riskiyle karşı karşıya. Sadece kadınlar değil çocuklar da tehlikede'' diye konuştu.
Vakfın yürüttüğü AB projesi kapsamında 850 kadınla dayanışma göstermek için çalışma yaptıklarını anlatan Özkan, ''Bu çalışma kapsamında kadınlar, çocuklarıyla birlikte hukuki ve psikolojik destek aldılar. Haklarının farkına varıp bunları kullanabilmek için devlet kurumlarına başvurdular. Bu süreç gösterdi ki kadına karşı şiddetle mücadele amacıyla imzalanan uluslararası sözleşmelerin, yasaların, Başbakanlık genelgesinin, üçlü protokolün varlığına karşın kadınlar yakınları olan erkekler tarafından şiddet görmeye hatta öldürülmeye devam etmektedir'' şeklinde konuştu.
Özkan, kadınların büyük bir çoğunluğunun sosyal güvenceden yoksun olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kadınların toplumda bakım ve ev işlerinden sorumlu oldukları için ekonomik bağımsızlıkları da yoktur. Bu da şiddet ortamının dışına çıkabilmelerini güçleştirmektedir. O yüzden şiddetle mücadele politikaları, kadınların barınma, çalışma ve eğitim gibi temel haklardan yararlanmaları ile yakından ilişkilidir. Kamu görevlileri toplumda yaygın cinsiyetçi bakışa sahip oldukları için kadın karakola başvurduğunda ya da koruma emri için savcılığa başvurduğunda sorgulanır. 'Bir tokattan ne çıkar', 'Yuvayı dişi kuş yapar' denilir. Bu bakış açısını değiştirecek eğitimler verilmezse kadına karşı şiddetle mücadelede yol alınamaz.''
TASARIYA ELEŞTİRİ
Türkiye'deki 236 kadın örgütünün imzasıyla bir yasa teklifi hazırlandığını ve bakanlığa iletildiğini, ancak kabul edilmediğini ifade eden Özkan, bu ay içinde de Meclis'e ''Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi'' ismiyle bir tasarının sunulduğunu kaydetti.
Özkan, ''Oysa bizler kadınların aile içi şiddet yaşadıklarında önce ailenin dışına çıkmaya çalıştıkları, bu süreçte hem ailenin hem kadının korunamayacağını, bunun temel yaklaşım olduğunu, dünyadaki hiçbir örnekte de şiddetle mücadele yasalarının adının böyle konulmadığını defalarca söylemiştik'' ifadelerini kullandı.
Hazırlanan tasarının içeriğinde Türkiye'nin bu konuda imzaladığı uluslararası sözleşmelerde olduğu gibi, kadına karşı şiddetle mücadelede kadın erkek eşitsizliğine atıfta bulunulmasının belirtilmesini talep ettiklerinin altını çizen Özkan, ''Ancak ne yazık ki; 'Kadın erkek eşitliği', 'fiili eşitlik', 'toplumsal cinsiyet', 'ev içi şiddet' kavramlarının ortadan kaldırıldığını gördük. Bu kavramlardan korkularak şiddetle mücadele edilemez'' diye konuştu.
Daha sonra izleme raporunda yer alan kadınların şiddet hikayeleri, vakfın gönüllüleri tarafından okundu.

Çalışan bayanlar bu haberi mutlaka okuyun



Çocuk sahibi olduktan sonra işine geri dönemeyen Ayca Yılmaz Gülseven, bütün kadınlara örnek olacak bir hukuk zaferine imza attı
Doğum süreci çalışan kadın için bilinmezliklerle dolu. Doğum iznine ayrılan kadın işbaşı yapmak için geri döndüğünde ne ile karşılaşacağını bilmiyor. Kanunlar kadını korusa da ayrımcılık uygulayan şirketler az değil. Ancak bu kez cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadele eden ve davayı kazanan bir kadının zaferi var karşımızda.
Bir sigorta şirketinde portföy yöneticisi olan Ayca Yılmaz Gülseven, anne olduğunda 16 haftalık doğum izniyle birlikte 6 aylık ücretsiz izin kullandı. İzinden döndüğünde kendisine "golden" istifa paketi sunuldu. Ya bu paketi kabul ederek 11 yıllık kariyerini geride bırakacak ya da maaşı ve pozisyonu aynı kalmak üzere eğitim ve deneyiminin çok altında kalan bir görevde çalışacak yani tenzil-i rütbeyi kabul edecekti. Dünyaca ünlü sigorta şirketinin, çalışan anneye sunduğu iki seçenek bunlardı.
Gülseven istifa etti. Ancak istifa ederken 2 yıl sürecek bir hukuk mücadelesini de başlatmıştı. "İşyerinde cinsel ayrımcılık" suçlamasıyla şirketine dava açtı. Geçtiğimiz günlerde bu dava işveren aleyhine sonuçlandı. Gülseven bu davayla haklılığının ispatının yanısıra bir çok kadının maruz kaldığı ve çaresiz hissettiği bir zorluk karşısında "hayır" diyebilen bir ses olabildiği için iki kere mutlu.
KANUNLAR KADINI KORUYOR AMA...
Gülseven, davayı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi'nin "ayrımcılık" tanımından yola çıkarak başlattı. Buna göre ayrımcılık "Kanunla veya anlaşmayla tanınan ve işveren tarafından ücreti ödenen doğum izni veya ailevi sebeplerden dolayı alınan izin dönemlerinde hakların iktisabını veya muhafazasını askıya alma" olarak tanımlanıyordu. Yine burada işten çıkarmalar ve ücret de dahil istihdam ve çalışma koşulları bakımından kamu veya özel sektörde cinsiyete dayalı olarak doğrudan veya dolaylı ayrımcılık yapılamayacağı belirtilmiş, "Doğum iznindeki bir kadının doğum izninin bitiminden sonra işine veya eşdeğer bir pozisyona kendisi için dezavantajlı olmayan koşul ve şartlarda geri dönmeye ve çalışma koşullarında yokluğu sırasında yararlanmış olacağı her türlü iyileştirmeden yararlanmaya hakkı vardır" kuralına yer verilmişti.
İş Kanunu'nun "eşit davranma ilkesi"ne göre de "İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeni ile doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz" kuralı öngörülmüştü.
İŞVEREN NEDEN HAKSIZ BULUNDU?
Dava 2 yıl sürdü, bu sırada Gülseven haklı olduğuna öylesine inanıyordu ki kendisine istifa paketini sunan yöneticisini de şahit olarak gösterdi. Mahkemeye geldiğinde "vicdanıyla baş başa kalarak doğruyu söyleyeceğini" düşünüyordu, öyle de oldu.
Üsküdar 2. İş Mahkemesi 4857 Sayılı İş Kanunu'nun "İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz" maddesine dayanarak işvereni haksız buldu. Kararda "İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapılamayacağı" dile getirildi. Böylece işverenin 4 aylık ücret tutarında tazminat ödemesi kararı verildi.
6 AY EMZİRMEK MÜMKÜN MÜ?
Sorularımızı yanıtlayan Gülseven, kararın başka davalara emsal teşkil ederek başka kadınlara da umut verecek olmasından dolayı mutlu. Çizdiği yol ile de hobisi olan yoga hocalığını profesyonel olarak sürdürebileceği için kendini biraz daha şanslı görüyor. Çünkü pek çok kadın benzer nedenlerle ya "evinin kadını" olmaya itiliyor ya da işini kaybetmemek adına kariyerini harcamaya... Gülseven davasını bu nedenle tüm çalışan kadınlar adına önemsiyor.
Çevresindeki pek çok kadının da benzer süreçleri yaşadığını ancak dava açmadığını belirten Gülseven, "Kadın olduğumuz için bunlara maruz kalıyoruz. Kanuna, kurallara bakarsanız kadın ve erkek eşit ama bir haksızlık var. Çözüm olarak da pozitif ayrımcılık uygulanması gerekiyor" diyor. Gülseven, sağlıklı bir toplum için, kadının anne olduğunda da ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuşuyor:
"Mesela Sağlık Bakanlığı ilk 6 ay yalnızca anne sütü öneriyor. Peki sadece 16 hafta iznim varken bebeğimi nasıl 6 ay boyunca anne sütüyle besleyebilirim? Eğer ben sütü sağarsam azalıp bitiyor ya da bebek artık emmiyor, pek çok kadının başına geliyor bu. Aynı zamanda emzirmek anne ve bebek arasındaki duygusal ilişki için de gerekli."

Kadınlar Daha Kolay Arkadaş Siliyor



Otobüste yan yana oturduktan birkaç dakika sonra 40 yıllık dostmuşçasına muhabbete dalan kadınların kolayca arkadaş edinebilmesi sizi yanıltmasın. Pew Research Study'nin yeni araştırmasına göre Facebook'ta arkadaşlarını silenlerin çoğu kadınlar...

2009'dan bu yana her iki cinsiyetin mensupları da arkadaşlık konusunda daha seçici. Araştırmaya göre kadınların yüzde 67'si erkeklerin de yüzde 58'i arkadaş listesindeki bazı isimleri siliyor. 'Sil' butonuna en hızlı basanlar ise yetişkinler arasında yaşları daha genç olanlar.

SOSYAL AĞ KULLANICILARI ARTIK DAHA SEÇİCİ


2011 yılında 2 bin 277 yetişkin ile telefon üzerinden yapılan görüşmelere dayanan Princeton Survey Research Associates International'ın araştırması da, internet kullanıcılarının 3'te ikisi sosyal ağları kullandığını ve 2009'dan bu yana profillerini daha sıkı kontrol ettiklerini gösteriyor.

Örneğin; sosyal ağ kullanıcılarının yüzde 44'ü arkadaşlarının onların profillerine yaptıkları yorumları siliyor yüzde 37'si de etiketlendikleri fotoğraflardan isimlerini çıkarıyor. Bu kitlenin yüzde 50'si profillerini 'sadece arkadaşlarına açık' olarak kullanıyor.

YÜZDE 10'U PİŞMAN

Eski sevgilinizle ilgili gönderilerinize pişman mısınız? Öyleyse yalnız değilsiniz. Sosyal medya kullanıcılarının yüzde 11'inin gönderdiği için pişman olduğu paylaşımları var.

Kırışıklıklara Neden Olan Etkenler



Güneş ışığına maruz kalma oranı,

Çöl gibi sert ve kuru iklim koşullarında yaşamak,

Aktif veya pasif sigara içiciliği,

Çevre ve hava kirliliği (Egzoz gazları, flor v.s.) ,

Stres ,

Kalıtım ,

Beslenme yetersizliği veya dengesizliği ,

Pasif bir hayat yaşamak (Egzersiz yapmamak, sürekli kilo alıp vermek ),

Aşırı mimiklerle konuşmak,

Gülmek (Özellikle çatık kaş çizgisi ve göz çevresi kırışıklıklarını artırabilir)

Erkekler Kadınlardan Ne Bekler?




Seks


Kabul etsen de etmesen de bu bir gerçek: Seksi seviyoruz... Mekan ve zamanın önemi yok. Nerede ve ne şekilde olduğununda... Ancak biz de sizin gibi el ele tutuşmayı ve kocaman sarılmayı seviyoruz.

Gerçek tepkiler

Bize karşı sahte olmayın. Bir şeyi sevdiğinde de, sevmediğin de de gerçek tepkiler ver.

İltifat

Yakışıklı göründüğümüzde sizin gibi iltifat almayı severiz. Tabii her zaman değil, bunu hak ettiğimiz zamanlar...

Gülmek

Sizin bizi güldürmenize bayılıyoruz! Esprili kadınlar hepimize sempatik geliyor.

Kabullenme
Bizi olduğumuz gibi benimsemenizi istiyoruz! Çünkü birinin bizi değiştirmeye çalışmasını sevmiyoruz. Evet bazı hatalarımız var ama biz de yenilenmeye çalışıyoruz.

Dürüstlük

İlişkinin temeli dürüstlüğe dayanır ve ilk buluşmadan itibaren başlar. Eğer bu ilişkiyi gerçekten istiyorsan, nazlanmaya bir son ver ve duygularını açıkca ifade et!

Boş bırakmak
Biz erkek arkadaşlarımızla da yalnızda zaman geçirmeyi seviyoruz. Erkek arkadaşlarımızda olduğumuz zamanlar sıkıştırılmayı sevmiyoruz. Herkesin ilişkinin dışında kendine özel bir yaşantısı da olmalı.

İletişim


Kendinizi ifade edin! Evet her zaman aynı fikirde olmayabiliriz ama sen inandığın şeyin arkasında durmalısın! Güçlü kadınlar seksidir!

İnanmak

Eğer sevgilini seviyorsan, onun hayellerine inan; onun seninkilere inandığı gibi...

Güven
Karşılıklı güvenin olmadığı bir ilişki bitmeye mahkumdur! Bize güvenin. Böylece birbirimize karşı saygı duymuş oluruz ve bu da saygı duyulacak bir ilişki yaşamamıza sebep olur.

Makyaj Hataları




Hata 1: Yanlış fondoten seçimi


Yeni bir fondöten kullanmaya başladığınızda flaşlı fotoğraf çekin. Bu şekilde teninize uygun olup olmadığını anlayabilirsiniz. Fondöteniniz teninizin bir veya iki ton koyusu olmalı.

Hata 2: Sivilceleri kapatmak için fondötenden açık kapatıcı kullanmak


Kapatıcıyı koyu mor halkaları kapatmak için kullanıyoruz. Kapatıcınız ten renginizle uyum içerisinde olmalı.

Hata 3: Parlak ruj seçimi

Ruju giydiğimiz kıyafete veya gireceğimiz ortama uygun sürmüyoruz. Parlak dudak parlatıcıları ise çoğu kadının seçimi. Ancak parlak ruj sürmüş bir kadın az ışıklı ortamda veya banyo gibi daha karanlık alanlarla harika görünsede; yoğun güneş ışığı altında göze batar.

Gündüz saatlerinde hafif ve mat tonlar kullanmayı tercih edin. Akşamları istediğiniz kadar cesur olabilirsiniz!

Hata 4: Farınızı kaşlarınızın altına kadar sürmek

En alta siyah, üzerine gri, kaşların altına da beyaz! Lütfen artık bu gölge oyunlarını bir kenara bırakın. Bu huyunuzdan vazgeçemiyorsanız da açıktan koyuya gitmektense; koyudan açığa gidin.

Hata 5: Çok fazla göz makyajı yapmak

Rengarenk farlar, ve yoğun göz makyajı her zaman abartılı bir görünüme neden olur ve göz kapaklarınız daha geniş görünür. Yoğun kirpikler ve biraz da eyeliner harika görünmek için yeter!

Evlilikle İlgili Ayrıntılar



Eşinize her konuda güvenmelisiniz. Birbirinizden bazı şeyler saklamayın.

Onun olduğu gibi davranmasına izin verin.

Çocuk yerine köpek bakmayın.

Bazı konularda asla anlaşamıyorsanız, ortak bir çözüm bulmaya çalışın, yoksa ileride bu konular büyük sorunlara yol açabilir.

Birbirinize karşı her zaman dürüst davranın.

Yıllardır birlikte olsanız da bazen liseli aşıklar gibi dışarıda buluşun.

Eşinize her gün onda sevdiğiniz bir şeyi itiraf edin.

Bir sorunun sizi ayrılma noktasına getirmesine izin vermeyin. Canınızı sıkan bir şey varsa, onu olay sıcakken konuşun.

Erkeğinizin kazancını her zaman bilin. Maddi durumunu iyi bilirseniz, maddi sorunları ve bu konudaki tatminsizlikleri daha kolay aşarsınız.

Tuvalete girdiğinizde her zaman kapıyı kapatın.

Özür dilediğiniz zaman, bunu samimiyetle yapın. İçten değilseniz inandırıcı olmazsınız.

Birbirinize anlayışlı ve saygılı davranın.

Evliliğinize bazı sınırlar koyun. İlişkiye dair bazı şeyler arkadaşlarla paylaşılmamalı.

Her kavgayı kazanmakta ısrar etmeyin.

Birlikte olduğunuz her zaman size eğlenceli ve hoş gelmeli.

Evlilikte nasıl olmayı düşünüyorsanız, baştan öyle davranın. İlk altı ay yumuşak olup, sonra ağırlığını koyan bir erkek sizin de hoşunuza gitmez.

İçinizden geldiği gibi davranın. Bazı gece yarısı atıştırmalarına veya sabah geç saatlere kadar süren kahvaltılara alışmalısınız.

Doğum günlerinde birbirinize ev aletleri hediye etmeyin. Orj inal olmaya çalışıp, birbirinizin zevkini tanımaya çalışın. Sürpriz yapmayı asla ihmal etmemelisiniz.

Onun yanında ailesine kötü davranmayın veya onu ailesinin Önünde küçük düşürmeyin.


Dantel Maskelerin Seksiliği



Kadınlar seksi dantelleri artık yüz maskeleri olarak kullanmaya başladı. Yeni bir moda akımı başlatan dantel maskeler kadınların seksiliğine seksilik katıyor.

İlişkideki Bağlılık Türleri




Güvenli Bağlanma:

Bu bağlanma tarzına sahip bireyler, hem kendilerini hem de başkalarını olumlu görme eğilimindedirler. Yakın ilişkilere değer verirler, bu tür ilişkileri başlatmakta ve sürdürmekte başarılıdırlar. Ancak, bu ilişkiler sırasında kişisel özerkliklerini yitirmemeyi de başarırlar.

Kaygılı/Çelişkili Bağlanma:

Bu bağlanma tarzına sahip olanlar, hem benlik hem de başkaları modeli olumsuz olan bireylerdir. Kendilerine de başkalarına da güvenmezler.

Kayıtsız Bağlanma:

Bu bağlanma tarzına sahip bireyler, kendilerini olumlu, başkalarını olumsuz görme eğilimindedirler. Bağımsızlıklarına düşkündürler, kimse ile kolay kolay yakın ilişki geliştirmezler. Başkalarına duydukları gereksinimi ve yakın ilişkilerin önemini reddederler.

Saplantılı Bağlanma:

Bu bağlanma tarzına sahip bireyler kendileri hakkında olumsuz, başkaları hakkında olumlu düşünme ve hissetme eğilimindedirler. Başkalarının onayını kazanmak bu kişiler için çok önemlidir. Başkalarını zihinlerinde idealize ederler. Yakın ilişkilerinde karşı tarafa çok bağımlıdırlar ve duygularını abartılı bir biçimde ifade ederler.

İlişkimiz sıradanlaştıysa…

İkili ilişkilerin sağlıklı yürüyebilmesindeki en önemli etmenlerden biri kişilerin ilişki için “bir” olmaya çabalarken “birey” olduklarını unutmamalarıdır. Zaman geçtikçe ilişki içindeki taraflar tüm yatırımlarını ilişkiyi koruma adına kendilerini unutmaya başlarlar. Bu durum uzun ilişkilerin sıradanlaşmasına, sıkmasına, hatta boğmasına yol açmaya başlayabilir. Bunu mümkün olduğunca önlemek veya azaltmak için tarafların kendilerine zaman ayırabilmeleri, kendi dilek ve arzularının ne olduğunu belirleyip, onları da tatmin etmek için bir gayret göstermeleri yararlı olacaktır. Bunun yanı sıra tarafların kendi içlerindeki ilişki kurmayla ilgili güvenlerini mümkün olan en üst düzeyde geliştirme çabaları uzun süreli ilişkinin yıpranmasını en aza indirecektir.

Hamileler Bunları Unutmamalı



Günde en az 8-10 bardak su için. Yaz aylarında bu miktarı 12 bardağa kadar çıkarabilirsiniz. Özellikle üçüncü dönemde de ortaya çıkabilecek kabızlık şikayetleri için bol su için. İyi yıkanmış salata yiyerek ya da iyi yıkanmış kabuklu meyve tüketin. Her gün en az 40 dakikalık yürüyüşler yapın.

Kalsiyum kaybına engel olmak için günde 1-2 bardak süt, yoğurt ya da ayran için. Süt ve süt ürünleri mutlaka pastörize olmalıdır. Süt ya da yoğurt tüketmekten hoşlanmıyorsanız yerine peynir ya da çökelek de kullanabilirsiniz.

Çok yağlı peynir ve etlerden uzak durun.

Aldığınız gıdaların taze olmasına dikkat edin. Konserve, beklemiş gıdalar ve içinde katkı maddeleri bulunan gıdalar yerine taze ve doğal maddeleri tüketmeye özen gösterin.

Aldığınız besinlerde “çeşitliliğe” önem verin. Bu şekilde vitamin ve minerali alımınız yeterli olacaktır.

Aşırı yağlı, tatlı, baharatlı ve kalorili gıdalar yerine protein ve karbonhidrattan zengin, yağ oranı düşük besinlere yönelin. Tatlı ihtiyacınız arttığında hemen rafine şeker ve bunlarla yapılmış tatlılara yönelmeyin. Kurutulmuş meyvelerden yararlanabilirsiniz. Unutmayın önemli olan sizin kilo almanız değil bebeğin yeterli beslenmesidir.

Gebeliğe bağlı şeker hastalığı (gestasyonel diyabet) söz konusu ise diyet uzmanınızın önereceği şekilde kalori kısıtlamasına gidilebilir.

Kahve ve çayı azaltın. Günde iki fincandan fazla çay içmeyin. Haftada 1-2 kez kahve içebilirsiniz. Posalı (lifli) yiyecekler, gebelikte sık görülen kabızlığın ve bağırsak tembelliğinin önlenmesinde önemli besinlerdir. Tüm sebze ve meyveler lif açısından zengindir ve her gün en az 4-7 porsiyon yenilmelidir.

İlkbahar Trendi Belli Oldu



2012 ilkbahar-yaz sezonunda elbiseler, etekler, ceketler kısacası herşey çiçek açacak. Tasarımcılar kıyafetlerde canlı renklerin kullanılacağı yeni mevsimde eteklerin ince kazaklar ve ceketlerle kullanılacağını belirtti.

Modacılar gece ve gündüz rahatlıkla kullanılan portföylerin yeni sezonda da gözde oldacağını söylerken çiçek desenli taytlar ve pantolonların, topuklu ayakkabı ve ceketlerle tamamlanacağını belirtti.

Güzellik Sırları Hakkında Bilinmesi Gerekenler




'Saçları günde 100 kez taramak, onları daha sağlıklı ve parlak yapar': Yanlış


Saçlarınız, düzenli tarandıklarında daha sağlıklı olacaklar diye bir kural yoktur. Üstelik, düşük kaliteli fırçalar saç uçlarının kırılmasına yol açabiliyor.

Öneri: Saçlarınızı taradıktan sonra parmak uçlarınızla saç derinize masaj yapın. Bu şekilde kan dolaşımınız hızlanır ve saç kökleriniz daha çok beslenir.

'Çay, gözdeki şişkinlikleri hemen indirir': Doğru

Yorgun gözlerinize uygulayacağınız rahatlatıcı bir çay kompresi, kendinizi harika hissetmenizi sağlar. Çünkü çayın dinlendirici ve şişkinlik giderici etkisi vardır.

Öneri: İki tane çay poşetinin üzerine sıcak su dökün ve biraz demlenmesini bekleyin. Soğuduktan sonra, gözlerinizin üstüne koyup beş dakika bekleyin.

'Havuç yemek, cildi güneş yanığına karşı korur': Yanlış

Havuç yiyerek güneşin zararlı ışınlarından korunmak mümkün değildir. Güneşten zarar görmemek için, güneş ışınlarından ölçülü yararlanmalı ve yüksek koruma faktörlü güneşten korunma ürünleri kullanmalısınız.

Öneri: Havuç tek başına yeterli olmasa da, güneşten korunma ürünleri ile birlikte kullanıldığında harikalar yaratır. Çünkü havuçtaki 'beta-karoten', bronzlaşmayı hızlandırır.

'Limon suyu, çilleri ortadan kaldırır': Yanlış


Limon suyu zaten ince olan cildinizi tahriş edebilir. Yüzünüzde çilleriniz varsa, yüksek koruma faktörüne sahip güneşten korunma ürünleri kullanabilirsiniz.

Öneri: Limon suyunu, diz ve dirseklerinizdeki sertleşmiş bölgeleri yumuşatmak için kullanabilirsiniz.

'Selülite karşı kahve için': Doğru

Kahve, iki tarafı keskin bir bıçağa benzer. Fazla içtiğiniz takdirde, cildinizin portakal kabuğu görünümü artabilir. Öte yandan, selülit önleyici kremlerin pek çoğunda bulunan kafein, zararlı maddeleri vücudumuzun problemli alanlarından atar ve bu can sıkıcı görünümden de kurtulmamızı sağlar.

Öneri: Kahve keyfiniz, günde iki fincanı aşmamalı. Uzmanlar, fazlasının selülite neden olabileceğini söylüyorlar.

İlişkinizi Zora Sokan Davranışlar




Her şeyi bildiğinizi düşünmek!


Belki tüm cevaplar siz de saklı olabilir ama sürekli partnerinizin yaptığı yanlışları gözüne sokmayın. Herkese kendi fikri ve düşüncesi mantıklı gelir (sizinkiyle uyuşmasa bile). Bu nedenle ilişkide herşeyi bilen taraf olmaktan vazgeçin.

Büyük bir hata yapmak olan insanı düzeltmek tabiki de mantıklı. Ama hayal edin, biri ne düşünürseniz, ne yaparsanız her şekilde müdahale ediyor. Nasıl hissederdiniz?

İletişim kurmuyorsunuz!


Partnerinizle sürekli iletişim halinde olmanız gerekir. Eğer sizi üzen bir konu varsa, içinizde saklayıp onun farketmesini beklemektense bunu onunla paylaşın. Eğer partnerinizi üzgün görüyorsanız, bir sorun olup olmadığını sorun. İlişkide problemleri tartışmak her zaman kolay değildir fakat bu sizi yakınlaştırır.

Her şeyi kendinize bağlamayın!

Problemlerinizi çözüme ulaştırmak için tabiki de konuşacaksınız. Başka türlü altından kalkamazsınız fakat her dertleşmenin ve problem çözümü konuşmasını kendinize döndürmeyin! Bu eğiliminizi kırmanız gerekir.

Olay Haberler

olayhaberler.com

Diğer Haberler

Spor

Copyright © 2012. Fiber Haber - All Rights Reserved. Blogger tarafından desteklenmektedir.
 
Copyright © 2012. Fiber Haber - Tüm Hakları Saklıdır
Powered by Blogger | Sitemap | Ping | Olay Haber | Spor